DÜNYADA WADO-RYU ve "Hironori Othsuka"

4 ana karate ekolünün koruyucuları arasında, gerçek anlamda Japon kökenli olan tek kurucu, Hironori Othsuka’dır. Kendisi Okinawa’lı olmayan tek büyük Japon stil yaratıcısıdır.

Hironori Othsuka, 1892’de, Tokyo’nun hemen yanı başındaki İbaragi kasabasında, doktor bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Annesi bir dövüşçü aileden gelmektedir. 5 yaşından itibaren Japon kılıcı ve Jujitsu’ya başlatıldı. 13 yaşında, lisede iken esas antrenmanlarına başladı. Bu çağlarda, ünlü T. Nakayama’nın dojosuna kabul edilerek Japon kılıcı ve bilhassa Yoshin-Ryu Ju- jutsu’ya başladı. Bu çalışmaları aralıksız 5 yıl devam etti ve nihayet 1910’da Wasede Üniversitesine girmek için dojosundan ayrıldı. 4 yıl süren üniversite hayatı boyunca da Tokyo’nun tüm Ju-jitsu dojolarında çalıştı.

Hironori Othsuka, askerlik dönüşü bir bankaya memur olarak çalışmaya başladı. Bu arada M. Kanaya’ nın dojosunda Yoshin-Ryu Ju-Jitsu’ya devam etti. Bir Kyoshi olan M. Kanaya Sensei, aynı zamanda eklemler ve kırıklar üzerine tradisyoner bir doktorluk becerisine sahipti (günümüz çıkıkçıları gibi). İki yıl sonra Hironori Othsuka, doktorluk diplomasını (branşında) alarak, bankadan ayrıldı ve doktorluk yapmaya başladı. 1920’de ise, 28 yaşında iken, Yoshin-Ryu ekolünün diplomasını kazandı.

1922’de, yakın dostu olan İto’dan, Ryu-Kyu Karate Jutsu adıyla söylenen bir sanatın varlığını öğrendi. Ito O’na, Jigoro Kano’nun, bu sanatın temsilcisi olduğu söylenen Funakoshi diye bir adamın, bir gösteri yapmasını sağladığını anlattı. Dostu İto’nun sözlerine çok önem veren Othsuka, Funakoshi’yi ziyaret etmeye karar verdi. Ve işte 27 yıllık bir çalışma hayatından sonra, Ju jutsu ile istikbalde Karate olarak dünyaya yayılacak olan sanat, bir noktada karşı karşıya geldiler. Ju Jitsu, günümüzün Judo ve Aikido’sunun doğduğu çok eski bir Japon sanatıdır. Ju Jitsu’nun oluşumunu 8.yüzyılda Japon feodal savaşları sırasında, harp alanlarındaki vücut vücuda dövüşlerde, savaşçıların kullandığı bir dövüş sanatıdır. Ju Jutsu’nun 28 ekolü vardır.

Böylece Hironori Othsuka, G.Funakoshi’nin eğitimini takip etmeye başladı. 1,5 yıl gibi kısa bir sürede 15 katayı öğrenen Othsuka araştırmalarını daha da derinleştirip, bu kataların kökenlerine eğildi ve Funakoshi hoca tarafından gerek temel gerekse ileri katalarda yapılmış olan değişiklikleri gördü. Bu değişikliklerin, asırlardır gelen kataların dövüşte eksikler yarattıgını, tradisyonel kataların dövüşte uygulanabilirliği zorlaştırdığını, bu yüzden Karate sanatında olumsuzluklar yarattığını, tradisyonel kataların insana verdiği gerçek dövüşte uygulanabilirlik durumunun ortadan kalkarak, danssal bir görüntüye dönüştüklerini anladı. Bundan başka, yıllarca çalıştığı Ju Jitsu’nun bile bir çok yönden, yakın dövüşte, Funakoshi’nin karatesinden daha etkili olabildiğini farketti. Kısa sürede Funakoshi’nin asistanlığına yükselmiş olan bu kabiliyeti genç adamın, Funakoshi’den kopması da aynı hızla oldu. Eski katalara dönüşü, gerçekçiliği ve bunun yanında da Ju Jitsu tekniklerinin Karate denilen disipline ilavesi ile sanatın çok gelişeceğine inanan Hironori, hocası Funakoshi tarafından şiddetle tenkid edildi. Othsuka da, hocasının serbest kumite yapılmasına devamlı karşı çıkmasının, sanatın daha doğmadan ölmekte olan bir tiyatro eserine dönüşmekte olduğunu ileri sürerek, bazı üniversiteli gurupların da desteği ile, Funakoshi’nin gurubunu adeta ikiye böldü. Kalanlar Funakoshi Hoca ile davam derken, gidenler, Hironori Othsuka’nın liderliğinde yeni bir oluşuma doğru ilerlediler.

1928’de Hironori Othsuka, ortak dostları Y.Konishi’nin aracılığı ile, 1928’de Okinawa’dan gelmiş olan Shito-Ryu’nun kurucusu Kenwa Mabuni ile tanıştı ve ona problemlerinden bahsetti. Hayatında hiç Okinawa’ya gitmemiş ve araştırma yapmamış olan Othsuka için Mabuni gibi bir hocanın sağladığı bilgi ve kataların orjinallerindeki yol göstermeler, Hironori’de yepyeni ufukların açılmasına neden oldu. Tün bu bilgi ve bulguları, 27 yıllık engin Ju Jutsu teknikleri ile potaya atarak, ortaya günümüz Karatesinin çok değerli ve tek gerçek Japon karate sitili olacak olan Wado Ryu’nun temellerini kurdu ve nihayet 1934’de Tokyo’da ilk dojosunu açtı.

1938 yılında, Japon Butokokai’sinin kendisine Renshi (3.dereceden hoca) ünvanını vermesi üzerine, yapmakta olduğu doktorluk mesleğini bırakarak, kendisini tamamen Karateye adadı.

İkinci Dünya Savaşı sonrası Tokyo’da açık hiçbir dojo kalmamıştı. 1950’lerden itibaren üniversiteler, yavaş yavaş müsabakalar organize etmeye başladılar. Bu arada Othsuka’da pek çok üniversitede ders vermeye başladı. Shotokan’ın günümüzdeki en büyük ve etkili grubu olan J.K.A.’da diplomatik bir manevra ile, Funakoshi hocanın “Ömür Boyu Başkanlığını” ilan ederek, kendi içinde ilk müsabakalarını organize etti. Goju Ryu ve Shito Ryu dojoları zaten birkaç yıl evvelinden bu tandansın içinde idiler. Böylece ilk etapta, adete adı ilan edilmemiş bir Japon Üniversiteler Ligi doğdu. Günümüzde bu anane devam etmekte ve uygulanmakta.

Geleneksel Wado-Ryu’da 16 kata çalışmaktadır. Hironori Othsuka, 1982’de 90 yaşında öldü.

Günümüz Wado-Ryu’su Wado-Academy ve Wado-Kai adı altında iki ana cereyanla yürümektedir. Wado-Ryu akademinin başında Hironori Othsuka’nın oğlu, Jiro (Hironori-ll) Othsuka (10. Dan) vardır. İkinci akım ise, Tatsuo Suzuki Sensei tarafından geliştirilmiş olan Wado-Kai’dir.

Türkiye’de Wado Ryu: Avrupa Wado Kai Federasyonu’na Üyeliği kabul edilmiş Wado Kai Türkiye Organizasyonu bulunmaktadır (WTO). Wado Kai Türkiye Organizasyonu Yönetim Kurulu : Hamdi Çevik’in Başkanlığında ,Erol Çevik , Cimşit Kılıç, Lütfü Çetinel, Neslihan Örs, Gülbaşak Yavuz, Ayvaz Suna’dan oluşmaktadır.

30.10.2018
Hamdi Çevik

(Avrupa Wado Kai Temsilcisi WTO Bşk)

   TÜRKİYE’DE
WADO-RYU KARATE TARİHÇESİ

       Wado-Ryu Karate adı Türkiye’de ilk defa Ahmet Doğaner tarafından kullanıldı. 70’li yılların başında Ahmet Doğaner Wado-Ryu Karate adlı bir kitabı tercüme etmekle uğraşıyordu. Bu vesile ile Wado-Ryu adı ilk defa kullanılmış oldu. İlk fiili Wado- Ryu çalışmalarını Ahmet Doğaner’in talebelerinden Şenel İnce yapmıştır. Ahmet Doğaner’den ayrıldıktan sonra Beşiktaş Bushido Spor Merkezinde çalışmalarına devam eden Şenel İnce Hüseyin Küçük ve Nusret Coşkun ile beraber Wado-Ryu Karate Stili üzerine araştırmalar yaparak Stili Türkiye’de daha da geliştirdiler. Nusret Coşkun işi gereği sıklıkla yurtdışına çıkıyordu oralarda Wado-Ryu hocaları ile çalışmalar yapıyor ve Türkiye’ye döndüğünde Nusret Coşkun, Şenel İnce sadece Wado-Ryu çalıştığı için onunla çalışıyor, bilgilerini ona aktarıyordu. Şenel İnce’de bu bilgileri en iyi şekilde değerlendirerek çalışmalarını devam ettiriyordu. Bu sırada yetiştirdiği talebelerden bazıları Siyah Kuşak seviyesine gelmişlerdi. Bunlar; Erol Korsu, Adem Karabulut, Hamdi Çevik,Mustafa Canantaş, Abdullah Özfırat gibi isimlerdi. Şenel İnce ilk Wado-Ryu dojosunu açmadan evvel çalışmalarını Beşiktaş Bushido Spor Merkezinden başka ; Osmanbey Bushido, Taksim Er-Jimnastik, Fındıkzade Bushido, Cağaloğlu Milli Türk Talebe Birliği, Fatih Olimpiyat ve Kumkapı Kültürel Spor Salonlarında çalışmalarını devam ettirdi.

          Wado-Ryu Karate 1977 yılında Şenel İnce ve Adem Karabulut’un Çeliktepe’de açtıkları WADO-RYU KARATE OKULU ile ilk kez TÜRKİYE’de Wado-Ryu Karate adı altında faliyete başladı. Wado-Ryu Karate’nin ilk dojosu olan bu okul bir sene sonra kapandı. Şenel İnce daha sonra sonra ilk yetiştirdiği öğrencilerinin bazıları ile birlikte 1981 yılında Beşiktaş Wado-Ryu Karate Spor Merkezini açtı. Erol Korsu, Aydın İnce, Mustafa Canantaş, Hilmi Güvenal ile açılan bu spor salonundan sonra bir şube de Üsküdar’a açıldı. Daha sonra aralarında anlaşarak Şenel İnce’ye Üsküdar’daki salon verildi. Ve böylece Wado-Ryu’nun ilk öğrencilerinin hocaları ile yolları ayrılıyordu. Şenel İnce sportif karateyi değil sanatsal karateyi tercih ediyordu. Öğrencileriyse sportif karateyi tercih ediyorlardı. Bu ayrılmadan sonra öğrencileri aralarında Wado-Ryu Karate’yi Federasyon nezdinde temsil edecek bir isim belirlediler. Bu kişi de Aydın İnce oldu. Böylece Wado-Ryu Karate için önemli adımlardan biri atılmış oldu. Bu salonda yüzlerce başarılı sporcu, antrenör ve hakemler yetişti. Bu arada Türkiye’ye milli Takım seviyesinde ilk resmi madalyayı Beşiktaş’da ki bu salonun öğrencisi olan Seyfettin Erdoğan kazandırmıştır. 1989 yılında Wado-Ryu Karate’nin T.C Karate Federasyonu’nca Stil şefi olarak tanınan Aydın İnce özel nedenleri dolayısıyla Karate’den uzaklaşınca, bir süre için Wado-Ryu Karate’de eski başarılı dönemleri aranır oldu. Yaklaşık bir yıllık bir dönemden sonra Adem Karabulut ve Hamdi Çevik önderliğinde Wado-Ryu Karate antrenörleri bir örgütlenme çalışmaları başlattılar. 1991 yılında TÜRKİYE WADO-RYU KARATE ORGANİZASYONU’nu kuran bu ekip Wado-Ryu Karate’nin özüne inerek o güne kadar bilinmeyen yönlerini ortaya çıkarıp, düzenli ve bilinçli bir şekilde çalışarak doğru bilinen yanlışları düzelterek Wado-Ryu Karate’nin sağlam temel taşlarını oluşturmuş oldular. İlk etapta bu Organizasyon’da OKMEYDANI, ÇELİKTEPE, KÜÇÜKKÖY VE ŞİŞLİ’deki Wado-Ryu çalışan spor salonları yeraldı. Daha sonra bu Organizasyon’a OKMEYDANI, SANAYİ MAHALLESİ, ORTABAYIR ve PINAR MAHALLESİ’nde açılan salonlar katıldılar. Bu orgnizasyon’nun ilk kurucuları olarak Adem Karabulut, Hamdi Çevik, Ömer Tüfekçi, Erol Çevik, Bekir Köprübaşı ve Hıdır Yıldız görev aldılar. Daha sonra bu kadroya Erol Korsu, Ali Fuat Tayfur ve Şerafettin Garip katıldılar. 1991 yılında, Başkanlığını 8.Dan Terue KONO’nun yaptığı Avrupa Wado-Kai Federasyonu’na (FEW) üyelik için başvuruda bulunuldu ve hemen geçici üyeliğe kabul edilen (TAWKO), 1993 yılı Ekim ayında da Almanya’nın Nurünberg şehrinde yapılan Genel Kurul toplantısında tam üyeliğe kabul edildi.1994 yılında Organizasyonu Türkiye genelinde bir derneğe dönüştürme çabalarını başlatan bu Organizasyon üyeleri, tüm Wado-Ryu Karate çalışan salonları bu derneğin çatısı altında birleştirmeyi amaçlamıştır. Dernek olarak bünyesi içinde; tüm antrenör, hakem ve sporcular için kurs, seminer, müsabaka, toplu çalışma vb. Faliyetler düzenleyerek sporun ana unsuru olan barış ve dostluk ilişkilerini geliştirmeyi ve Türk Karatesi’ne katkıda bulunmayı hedeflemiştir. Çeşitli yurtdışı bağlantılarını da kuran bu dernek bünyesinde hizmet veren bazı sporcu ve antrenörler olarak; Hamdi Çevik, Adem Karabulut, Erol Korsu, Ömer Tüfekçi, Bekir Köprübaşı, Hıdır Yıldız, Cimşit Kılıç, Dursun Fidan, Bekir Köprübaşı, Erol Çevik, Bahattin Keskin, Oktay Küçüktopal, Volkan Sarıtaş, Neslihan Örs, Şaban Korkmaz, Aytül Özdemir gibi isimler ön plandadır.

         Organizasyon, planlı çalışmaları sonucunda Türkiye Karatesine pek çok başarılı sporcular yetiştirmiştir. Bunların pek çoğu defalarca Dünya, Avrupa, Balkan ve Türkiye şampiyonu olmuşlardır. Bunlardan bazıları; Seyfettin Erdoğan, Lale Tunç, Murat Kurt, Murat İnce, Yavuz Candan, Hüseyin Er, Yusuf Çetin, Adnan Erzen, Volkan Sağlam, Yaşar Uzun, Şaban Tokatlıoğlu, Mustafa Tokatloğlu, Hakan Uncuoğlu, Şahin Sarıboğa, Emine Gülen, Oktay Çakırlı, Fatih Polat, Nedim Sancar, Cem Tezel, Mustafa Arslan, Nami Ekşi, Tolga Kork ,Ercan Erdoğan, Fatih Orhan, Uğur Demiral, Zeynep Yağmuroğlu, Hasret Çevik, Oğuzhan Çevik, Evrim Genç, Gülbaşak Korkmaz, Emrah Çevik, Emre Çevik, Ali Ekber Yalçıdere, Muzaffer Tan vb. Pek çok sporcu sayılabilir. Ayrıca Wado-Ryu organizasyonu Takım halinde de, hem kata da hem de kumitede de pek çok başarı elde etmiştir. Örneğin Karate ligine katılmış, ligi Kumite de Bayanlarda 3. olarak bitirmiştir. Kulüpler Arası Genç-Büyük Takım Türkiye Şampiyonasında da Erkeklerde Kata da Türkiye 3.sü olmuştur. İdari anlamda da pek çok başarıya imza atılmıştır. Wado-Ryu tarihinde ilk defa Karate Federasyon başkan adayı çıkartmış ve seçimleri kazanmıştır.Bu dönemde de Teknik, Hakem,Organizasyon ve Eğitim gibi komitelerde görev alınmış bu Komitelerde pek çok başarılı çalışmalar yapılarak Türk Karatesinin önünü açıcı katkılar sağlanmıştır. 1997 yılında Wado-Ryu Karate Stilinin kıdemli hocalarından Hamdi Çevik stili yayma gayreti gereği Çanakkale il’ine yerleşmiş. Orada 7 yıl ikamet etmiş bu stili orada pek çok ilçeye yayarak hepsini kulüpleştirmiştir.Türk karatesine de pek çok milli ve uluslar arası derecelere sahip sporcular yetiştirmiştir. 2004 yılında tekrar İstanbul’a gelmiş ve kendi kulübünde çalışmalara devam etmektedir. Hamdi Hoca, Stilin her türlü sorumluluğunu alarak bu sitilin daha da başarılı olması için yoğun çaba sarfetmektedir. 2005 yılında Wado-Ryu’ya bir Web Sitesi ( Wado-Kai Türkiye Organizasyonu) kazandırmış ve böylelikle tüm dünya Wado-Ryu’su ile irtibata geçilmiştir. Bu çalışmaları neticesinde 2006 yılında İlk ulusal ve Uluslararası Seminer düzenlenmiştir. Avrupa’dan,Japonya’dan ve Balkan ülkelerinden sürekli davetiyeler gelmekte tüm faliyetler site kanalı ile öğrenilmekte, imkanlar ölçüsünde de bu faliyetlere iştirak edilmektedir. Yurt içinde çeşitli Wado-Ryu şampiyonaları yapılmaktadır. Her ay düzenli antrenör çalışmaları ve toplantıları yapılmaya başlanmış stil tekrar eski canlılığına daha da hareketlenerek kavuşmuştur. Stil yetkilileri önümüzdeki günler için hedeflerinin, Wado-Ryu’nun özel Federasyonunun en kısa sürede kurulmasını sağlamak olduğunu açıklamaktadırlar. TÜRKİYE WADO-RYU KARATE FEDERASYONU’nun kurulması konusunda tüm Stil hocaları birleşmiş bu konuda yoğun çaba sarfetmektedirler.

Güncellenme Tarihi:2007
Kaynak: Türkiye Wado-Kai Karate Organizasyonu